Ezine Gazi Ortaokulu/ Derya Çeğil

 FİNAL ÜRÜNÜMÜZÜ 5 ORTAK 4 OKULDAN KARIŞIK TAKIM OLUŞTURARAK İŞBİRLİKLİ HİKAYE ŞEKLİNDE OLUŞTURDUK. EMEĞİ GEÇEN TÜM ORTAKLARIMIZA TEŞEKKÜR EDERİZ. 


TÜRKİYE TURUNDA KÖKLERLE KUCAKLAŞMAK


https://edupad.ch/p/vtz6bviEku : serim bölümü ekibinin linki


Serim bölümü :Bir gün yaz tatilinde Mete,kız kardeşi,annesi,babası,ninesi ve dedesi bir karar almışlari.Türkiye turu yapalım demişler.Gitcekleri yerler ise


Ankara'dan çıkarız; Çanakkale,Rize,Denizli ve Trabzona gidelim demişler.Dedesi demişki gedeler Denizlinin horozları meşhurdur ilk oraya gidelim garim. Herkes tamam hadi ilk oraya gidelim demiş. Yine dayanamayıp en önden konuşuverdin dur bakam gençleri dinleyem demiş Mete'nin ninesi.

    Ankara'da yaşayan 8. sınıf öğrencisi Mete bütün yıl çok çalıştı ve sonunda başarılı bir öğrenci olarak okulundan mezun oldu. Babası Tahsin Bey ona karne hediyesi olarak bir hayalini gerçekleştireceğine söz vermişti. Mete bu fırsatı


     çok iyi değerlendirmeliydi. Mete'nin hem annesi hem babası çok çalıştılar. Mete herkesin güzel bir tatil hak ettiğini düşündü. Mete'nin bir de 3 aylık kız kardeşi, anneannesi ve dedesi vardı. Ailecek  Türkiye turuna gitmek çok güzel olur diye düşündü. Ama Mete'nin bir fikri vardı. Kendi yörelerinden olmayan yerlere gitmeye karar verdi. Dedesi Karadeniz'i görmeyi çok istiyordu. Anneannesi ise Ege'de yaz çok güzel olur diye düşündü. Babası ve annesi özellikle destan yazdığımız Çanakkale'ye gitmeyi istediler. Hep beraber akşam yemeği yerken Mete söz aldı: 


-Bence herkesin istediği yerleri gidip görelim , dedi.


Metin'in bu fikri kabul gördü.Bu seyahat Metin'i çok heyecanlandırmıştı. Ailesi kültürüne ve köklerine çok bağlıydı ve farklı kültürlerin zenginlik olduğunu düşünüyordu. Farklı kültürlerle tanışmak herkesi mutlu ediyordu. Dedesi " Köklerinle kucaklaşmak önemlidir yavrum. Kökler bizi vatanımıza bağlar" derdi. Ninesinin ninnileri , manileriyle büyümüştü metin ve tabiki annesinin her durum için söylediği atasözleri. Gittikleri yörelerde bunlardan hangilerini duyabileceği acaba gerçekten çok heyecanlıydı.


 Bu düşünceler eşliğinde yolculuk başlamıştı.Herkes valizlerini birkaç günlük tatil için hazırlamış gerekli olan tüm malzemeleri almışlardı. Mete yıllar önce babasının ona doğum gününde aldığı çok sevdiği fotoğraf makinasını da yanına almış, daha şimdiden mutlu aile anıları biriktirmek için sabırsızlanıyordu. Kız kardeşi mp3'ünü minik pembe tavşanlı çantasına kulaklığıyla birlikte çoktan koymuştu bile.


          "İlaçlarınızı aldınız mı baba?" diye seslendi Mete'nin babasıyla babasına. Dedesi ise: "Aldık aldıkff..." diye kapsar. Uzun uluslararası ilk defa yapılan bu seyahat belli ki herkese iyi gelecekti. Şehirler güzel olacaktı, onlar için de bir yardım olacak. Anne baba kontrol ediyor, annesi kek, börek ve bazı zamanlar düzgünce sepete yerleştiriyordu. Tüm aile otogara geçmek için hazırdı artık. Taksi'den binip çok sürmeden otobüse kalkışmaya gelebilmişti. 


https://edupad.ch/p/fuB5Z7gnE3 : Düğüm ekibinin linki


Düğüm Bölümü: Taksi'den binip çok sürmeden otobüse kalkışmaya gelebilmişti.Bu seyahat Metin'i çok heyecanlandırmıştı. Ailesi kültürüne ve köklerine çok bağlıydı ve farklı kültürlerin zenginlik olduğunu düşünüyordu. Farklı kültürlerle tanışmak herkesi mutlu ediyordu. Dedesi " Köklerinle kucaklaşmak önemlidir yavrum. Kökler bizi vatanımıza bağlar" derdi. Ninesinin ninnileri , manileriyle büyümüştü metin ve tabiki annesinin her durum için söylediği atasözleri. Gittikleri yörelerde bunlardan hangilerini duyabileceği acaba gerçekten çok heyecanlıydı. Bir ara kafasının camdan kaldırıp baba ilk durağımız neresi diye sordu. Çanakkale oğlum dedi babası. Çanakkale Türküsü geldi aklına Metenin Çanakkale'ye ait bildiği tek türküydu ama bence daha nice türküler söyleniyordu bu topraklarda. Çanakkale'ye yaklaştıklarında otobüs mola verdi kardeşini Meteye bırakıp herkes indi. Kardeşi birden ağlamaya başladı ama ne ağlamak etrafta kimse de yoktu nasıl susturacagini bilemedi. O sırada otobüsün arka sıralarından bir ninni çalındı kulağına,


Annem başta taç imiş


Her derde ilaç imiş


Annem başta taç imiş


Her derde ilaç imiş 


Mete kim bu ninniyi söyleyen diye baktığında ninesinin yaşlarında birinin olduğunu fark etti Çanakkaleliymis memleketine gidiyormuş. Mete minnettar oldu kardeşinin uyumasına vesile olduğu için nineye.


Babası yemek molası vereceklerini söyledi. Mete ile birlikte hepsi yemek yiyecekleri yere doğru yol aldılar. Arka masada annesinin yaşında iki kadının konuşmasına kulak misafiri oldu Mete. 


Kadınlardan biri komşusundan yana dertliydi. Bir ara kadınlardan birinin 'Komşu komşudan huy kapar,ayranına su katar.'dedi.Mete'nin daha önce duymadığı bu atasözü Çanakkale yöresine ait olduğunu öğrendi.Daha Çanakkale'ye varmadan sözlü kültür ürünleri kulaklarında çalınmaya başladı. Otobüse bindiklerinde Mete'nin hizasında bir anneanne ve torunu oturuyordu. Çocuk yolculuktan sıkılmıştı ki anneannesi bilmece sormayı teklif etti. İlk önce sen sor, dedi çocuk. Anneannesi: "Gökte gördüm köprü, rengi yedi çeşit."Çocuk biraz düşündü."Buldum, gökkuşağı."dedi. Mete de anneannesine bilmece sormayı severdi. Biraz müzik dinleneye karar verdi. Radyo 17 diye haber duydu önce. 17 Çanakkale'nin plakasıydı. Melodisi hoşuna giden bir türkü çalmaya başladı. Karyolamın Demiri isimli türküydü bu. Çanakkale yöresine ait.


                             O yar benim değil mi?


                             O yar benim değil mi?


                         Of o yar benim olmazsa öldürürüm kendimi.


Mete türküleri çok severdi. Kimbilir hangi hüzünlü aşk hikayesini anlatıyordu.Nihayet Çanakkale'ye gelebilmişlerdi.Tarihi ve doğal güzelliklerini keşfedilen ikinci durakları olan Denizli'ye doğru yol aldılar.


Denizli'nin kebabı meşhurdur. Az bi yiyivesek gari dedi, tez canlı dede. Mete dede önce seyir tepesine gidelim. 


Meşhur horoz heykelini görelim. Sonra kebap yer Pamukkale travertenlerini gezeriz dedi. Nine karahayıt yakınmış romatizmalarıma iyi gelir şifalı suyuna bir girsem dedi. Ailenin arkeoloji meraklısı kız kardeşi bu noktada söz aldı.


Leodikya'yı görmeden gitmek istemiyorum. Lütfen orayı da güzel güzel gezelim dedi. Evin annesi ve ninesi Denizli tekstilini çok duymuş almadan gitmeyiz diyorlardı. Buldan'a gidip biraz Buldan işi tekstili bakalım herkesin gönlü olsun diye düşündüler. 


Uçağa sığmayacak kadar çok eşya aldıkları için Ankara'ya kargo yaptıktan sonra kendimiz Trabzon a gideriz rahat rahat Çardak tan diye düşündüler. Çardak ta meşhur bir göz varmış suyu soğuk akar havası orman. Orada bir dinlenelim uçak kalkana kadar topça yemeği yiyelim diye düşündüler. Tavşan eti ve bulgurdan topça akrabalarımız bize yapmış bekliyor deyip yol boyu Denizli nin adım adım yollarını dinlediler. Dedeleri meşhur 3 sazlı Özay Gönlümden başladı bir türkü mırıldanmaya -asmam Çardak tan suyu bardaktan bugün gül ibik i görmedim canım sıkıldı amanın canım sıkıldı. Uçağa az kaldı doğru Trabzon a dedi babaları.


Ve Rize yolculuğu başlar sonra. Herkesin keyfi yerindedir. Yeşiller arasından Rize'ye doğru ilerliyorlardır. Bölgesel radyo frekanslarıda değiştiği için artık Rize 53 radyo çalıyordur.  


Akayı daşlı dere


Vura vura daşlara


Cesuleyim sevdiğim


O gözlere gaşlara


Gurbanım daşlı dere


Gülüne çiçeğine


Kız senin türkilerun


Derd oldu yüreğime


Böyle bir türküyle yollarına devam etmektedirler keyiflice. Inince rize simidi de alalım der mete babasına. Kız kardeşi de evet ben de istiyorum der. Sonra varınca Şeyh Cami-inde namaz da kılalım der ninesi. Eski bir osmanlı mirasıdır ne de olsa, gidip görmek gerekir der. Mete'nin annesi ise telefonuna not ettiği güzergahları sıralar birr bir Zilkale, gito yaylası, ayder, fırtına deresi ve daha niceleri var der gezilecek. Otobüs varınca tüm bu yerleri tek tek ziyâret ederler. Bayılırlar. Hatta bir amca kendilerine "ula uşaklar haburiya celun da çay için" diyerek çay ikram eder. Tüm aile bu geziden ve Rize'den gayet memnun ayrılmışlardır ve Trabzona doğru yola çıkmaktadırlar artık.


Çözüm Bölümü Linki : https://edupad.ch/p/hLXSxuFJqd


Ailece içimize sinen bu güzel tatile katıldığımız için çok mutluyuz, dedi Mete sizin farketmediğiniz zamanda  her birinize küçük hediyeler aldım. Çanakkale'den Truva Atı heykeli ve magneti aldım dedi. Ninesine ve dedesine hediye etti. Denizli'den horoz heykeli aldı ve heykeli annesine  hediye etti.Rize'den babasının en  sevdiği çayı aldı, ve babasına hediye etti. Son olarak ablak Trabzon'dan kazaziye bileklik almıştı. Bunu gören ablası çok sevindi ve Mete'nin boynuna atladı.


Evin  ablası Denizli, Çanakkale,Trabzon,ve Rize aile göğe duvağı olarak isimlendirdiği fotoğrafları bastırmış. Tüm bu illerin simgesi olan yerlerde simgesi olan yerlerde gök yüzüne bakarak poz vermişti.Denizli'de Pamukkale ve Seyir tepesinde Çanakkale'de Turuva atı önünde Trabzon'da  uzun gölde Rizede'de  Ayder yaylası gök yüzüe bakarak fotoğraf çekilmişlerdi.


Dedesi neden öyle gökyüzüne bakarak poz verdik anlamadım diyince  Metenin ablası Turgut Uyarın göğe bakma durağı şiirini çok sevdiğini ve  ona anılarımızda yer vermek  istediğini söyledi " İkimiz birden sevine biliriz  göğe bakalım  Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım  dönemeyeceğimiz bir yer beğen   başka türlüsü güç  durma göğe bakalım."  Böyle bir  cümleleri olan bir şiir dedeciğim  diye söyledi ablası. Aile böyle bir  anı bıraktığı  kızlarına teşekkür etti . Her biri çok mutlu  oldu . Kültür  çeşitlerinin olduğu bu geziden  en güzel  hatıralarla  yüzlerinde  güzel bir tebessümle kaldılar. Mete bu turda çok güzel anılar biriktirmiş oldu . Bu yolculuk ona yeni şeyler katmıştı . Dedesi , babası ... hepsiyle çok güzel hatıralar anılar ve bir sürü bilgi bu yolculuktan her  şehrin ilin farklı olduğunu biliyordu artık . Bu yolculuk sona ermişti ama daha gezilecek çok yer vardı ...



Yorumlar